Amsterdam

Amsterdam

Bitterballen

Bitterballen

Gouda Peynir

Gouda Peynir

Amsterdam Terlik

Amsterdam Terlik

Heineken

Heineken

Laleler

Laleler

Amsterdamlı olma hikayem 4 sene önce Amsterdam Üniversitesi’nde eğitim görmek için Amsterdam’a taşınmam ile başladı. Londra ve Paris gibi Avrupa’nın diğer büyük başkentlerinin yanında Amsterdam kosmopolit bir kasaba gibi kalıyor. Nüfusu 1 milyondan az olmasına rağmen şehir merkezi turistler sebebiyle hep çok kalabalık. Şehrin simgesi olan bisikletler, en önemli ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Takım elbiseli adamlar, topuklu ayakkabı giymiş kadınlar da dahil olmak üzere hemen hemen herkes işlerine bisikletle gidiyor. Çoğu bisikletli, arkadaşlarını dışardan bakıldığında çok kolaymış gibi görünen bir şekilde bisikletin arkasında taşır. bisikletin arkasında taşınırken makyaj yapan ya da sigarasını saran insanlar görmek oldukça mümkündür. Amsterdamda insandan çok bisiklet ve ondan daha fazla bisiklet hırsızı vardır.

Hollandada güneşli günler, yağmurlu günlerden çok daha azdır. Yaz güneşli birkaç günden ibarettir, 3 aylık bir yaz ne yazıkki Amsterdam’da söz konusu değildir. Güneş olduğu günlerde şehir hareketlenir; şehir insanları daha mutludur ve çoğu insan dışarıda vakit geçirir. Güneşli günlerde herkes birbirine daha iyi davranır. Ben de böyle güneşli günlerde arkadaşlarımla pikniğe gitmeyi severim.

Amsterdamda bira çok önemli bir konudur, ve bira çok uzun geçmişi olan bir içecektir. Heineken markası Hollanda’nın en eski ve en meşhur bira markalarındandır. “Stadhouderskade”deki ilk fabrika binası interaktif bir bira müzesine dönüştürülmüştür. Müzede hem keyifli vakit geçirip, hem de bira tadımı yaparken Heineken tarihi hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Daha zengin aromalı biralardan hoşlananların şehrin doğusunda bulunan “Brouwerij ‘t IJ” a gitmelerini tavsiye ederim, burada gurme biraları tadabilirsiniz. Hollanda’nın en karakteristik mekanlarından biri olan bu bira fabrikasının aynı zamanda kendine ait rüzgar gülü vardır.

Kokteyl ve yüksek alkollü içki severlere “genever”’in tanıtıldığı “House of Bols” müzesini ziyaret etmelerini tavsiye ederim. Hollanda’nın geleneksel alkollerinden biri olan Bols markasının Kokteyl müzesi Museumplein’a çok yakındır. Kokteyl müzesini gezerken hem tadım, hem koku testlerinden geçecek hem de genever’in geleneksel tarihini öğreneceksiniz. Bols tarihi hakkında bilgi edindikten ve eğlenceli oyunlardan sonra barda lezzetli kokteylleri tatma şansını kaçırmayın. Müze dükkanından beğendiğiniz Bols likörlerini satın alabilirsiniz, özellikle yeşil elmalı olanını alıp sevdiklerinizle paylaşmanızı öneririm. Müzenin mağazasında, Bols likörürün her çeşidini bulaabilir ve satın alabilirsiniz, bazı ürünleri “House of Bols” dışındaki yerlerde bulmanız oldukça zor olabilir.

Amsterdam alışveriş meraklıları için çok da doğru bir şehir olmayabilir. şehrin ana alışveriş caddesi olan “Kalverstraat”ta birçok bilindik markayı bulabilirsiniz. bu cadde, Damplein’den başlayan Muntplein’a kadar devam eden uzun bir caddedir. Gucci, Armani gibi daha pahalı markalardan alışveriş yapmak istiyorsanız “Pieter Cronelisz Hooftstraat” bölgesine gitmenizi öneririm. Amsterdamlılar rahat giyinmeyi severler bu sebeple şehirde bir çok 2. el mağazalarına rastlarsınız. “9 straatjes” yani 9 sokak tasarım – konsept ürünlerin satıldığı dükkanları ve samimi kafeleriyle Amsterdam’ın merkezinde gezilmesi gereken yerlerden biridir.

Hollandalıların çoğu tekno müzik dinler, eğer tekno veya elektronik müzik sevmiyorsanız, “Bourbon Street” civarını tavsiye edebilirim. Leidseplein yakınlarında haftanın 7 günü sabah 05:00’a kadar canlı müzik yapan güzel bir mekandır. Daha sakin bir yer arıyorsanız “Begijnhof” tarafına gitmenizi öneririm, Spui tarafındaki girişi bir arkadaşınızın evine giriyormuşsunuz hissi verir.

Amsterdam’ın bir diğer önemli özelliği, Vondelpark gibi şehir merkezinde bulunan parklarıdır. Parkın ana girişi Holland Casino’nun hemen karşısındadır. burada bisiklet ve patenle gezinen, spor veya barbekü yapan bir sürü Amsterdamlıya rastlayabilirsiniz.
Amsterdam’ın bir diğer karakteristik özelliği olan laleler aslında Türkiye’den ithal edilmiştir, fakat laleleri tüm dünyaya Hollanda tanıttığı için, lale sektörü Hollandanın elindedir. Amsterdam’ın kalbindeki büyük çiçek pazarı olan Bloemenmarkt’ta her mevsim çiçek tohumları, lale soğanları ve çeşitli çiçeklere ulaşabilirisiniz. çiçek pazarının karşısında “Old Amsterdam Cheese Store” denilen Hollanda’nın en meşhur peynir dükkanlarından birini göreceksiniz, burada meşhur Gouda peynirini tadabilir ve satın alabilirsiniz. Ürünler ve paketlemeleri uçakta taşımak için uygundur.

Hollandada turizm çok gelişmiş olduğu için, klasik hediyelik eşyaları her yerde bulabilirsiniz ama yakın arkadaşlarınıza daha eğlenceli hediyelik eşyalar da bulmanız mümkün. Her dükkanda hemen hemen aynı ürünleri bulabilirsiniz fakat fiyat ve hizmet olarak bence en iyi hediyelik eşya dükkanı, Dam meydanının yakınlarında girişinde kocaman Hollanda terliği bulunan dükkandır.

Yemek olarak Hollanda bir İtalya ya da Fransa mutfağı kadar meşhur olmasa da bitterballen denilen atıştırmalıklarını yemeden gitmeyin. İlk tattığınızda çok sevmeyebilirsiniz ama yedikçe alışkanlık yapıyor. Van Dobben bu atıştırmalıkların en lezzetlisi, bu ürünü Albert Heijn süpermarketlerinde kolayca bulabilirsiniz. Çoğu kafe ve barda Van Dobben servis edilir, ancak domuz eti yemiyorsanız o zaman size kalfskroket atıştırmalığını tavsiye ederim, tadı aynı derecede güzel tek farkı dana etinden yapılıyor olması.

İşte bu benim Amsterdam’ım; gezilecekler listenizde en üst sıralara eklemenizi tavsiye ederim.

– Amsterdam’dan Özenç Demirkan’a bu blog yazısı için teşekkürler.
Yazıda bahsi geçen ürünleri seyahat edenlerden istemek için Picktup sitesine üye olabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın