Madrid! Uyumayan şehir…

Madrid

Rioja kırmızı şarap

Rioja Kırmızı Şarap

İspanyol omleti

İspanyol omleti

Paella

Paella

Tinto De Verano

Tinto De Verano

Flamenko

Flamenko

Churros San Gines

Churros San Gines

Seyahat etmeyi, yeni yerler, farklı şehirler keşfetmeyi seven herkese merhaba. Madrid’de 1 sene yaşadım ve bu güzel şehirde neler yapabileceğiniz, nereleri gezebileceğinizle ilgili yazmak istedim.
Örneğin, şehrin iki yakasında kocaman parklar bulunmakta. Retiro ve Casa del Campo, her sokakta kafeler, barlar ve gece kulüpleri var. Tapas (akşam üzeri yenen mezeler/atıştırmalık) ve içki her gün yapılan sosyal bir aktivitedir, gece dışarı çıktığınızda saat kaç olursa olsun sokakta aileleri, genç veya yaşlı eğlenen insanları görürsünüz hem de sabaha kadar.

Sol (güneş) Meydanı şehrin tarihi merkezlerinden biri, Sol Meydanından Plaza Mayor’a yürürken her bütçeye uygun küçük tapas dükkanlarını görebilirsiniz. Cien Montaditos adında tapas dükkanları daha doğrusu tapas zincirlerinde haftanın 1 günü, menüdeki herşey 1 Euro’dan satılıyor. Cien Montaditos’un 1 Euro olduğu günü kaçırmayın, orada Tinto de Verano içebilirsiniz. Tinto de Verano, gazozla karıştırılmış kırmızı şarap ve buzdan oluşur, yaz aylarında en çok içilen içeceklerinden biridir. Sol Meydanında, metro çıkışının köşesinde “La Mallorquina” adında bir pastane var, tüm tatlılar ve kahveler çok lezzetli ayaküstü kahvaltınızı burada yapabilirsiniz. Plaza Mayor’a yakınsanız İspanyolların sıcak çikolata ve churro (hamur kızartması) ikilisini San Gines restoranında yemelisiniz, bu mekanda sadece sıcak çikolata ve churro servisi yapılıyor eğer tatmak istiyorsanız günü her saati olan 5-10 kişilik sırayı beklemeniz gerekecek.

“Sobrino de Botin” dünyada açık olan en eski restoran, çok meşhur olduğundan en azından 15 gün önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor.

Palacio Real, Plaza Mayor’dan 10 dakika uzaklıkta. Palacio Real’i de gezdikten sonra güneşin batışını izlemek için Debod tapınaklarına doğru gidebilirsiniz. Madrid’in en meşhur caddesi olan Gran Via, tapınağın oradan başlayıp Retiro Park’a kadar devam ediyor. Gran Via, dükkanlar, insanlar ve renkli reklam panoları ile New York’taki Times Meydanına benziyor. Alışveriş için Gran Via’da gezebilirsiniz ama 2. el ve tasarım ürünleri tercih ediyorsanız, Gran Via’dan sola doğru devam edip “Malasana” tarafına doğru gitmelisiniz. Malasana’da restoranların, kafelerin çoğu köpek dostu ve yeni açılan tasarım dükkanlarla dolu. Yeni gelişen bir bölge olduğu için daha genç ve samimi bir mahalle.
Eğer sizin için alışveriş Gucci, Prada ise hemen bir taksi veya metro ile “Calle de Serrano”ya gitmeniz gerekiyor. Kendinizi başka bir şehire gelmiş gibi hissedebilirsiniz, Madrid’de birden fazla merkez var ve hepsi birbirinden farklı tarzda. Bu cadde Madrid’in en lüks caddelerinden ve diğer merkezlere göre çok daha sakin. Madrid restoran ve kafesi en çok olan Avrupa şehri, Madridliler (ispanyolca Madrileños) için yemek ve sosyal hayat çok önemli.

Her pazar La Latina meydanında, El Rastro denen 2. el pazarı kuruluyor. Kıyafet, tablo, sokak yemeklerini görebilirsiniz ama tavsiyem sabah saatlerinde gitmeniz çünkü öğlen 2 gibi kapanmış olur. Bu arada Madridlilerin saat kavramı biraz farklı, onlar için sabah, 09:00’dan 13:00’a kadar, öğle yemeği 14:00’da yenir ve 18:00’a kadar öğleden sonra sayılır. 18:00’dan 22:00’a kadar tapas zamanıdır, akşam yemeğini 22:00’dan sonra yerler. İlk aylar bu saatleri anlamakta zorlanmıştım ama yaz aylarında bunun sebebini çok iyi anladım. Yazın saat 15:00’dan 21:00’a kadar günün en sıcak saatleri yaşanıyor, güneş 21:30 sıralarında batıyor bu yüzden hem havanın kararması hem de biraz serinlemesi açısından 22:30’da yemek yemek mantıklı oluyor.

Madrid’den geleneksel bir hediyelik eşya almak isterseniz Sol ve Gran Via civarında anahtarlıklar, kupalar, minik flamenko dansçı biblolarını alabilirsiniz.
İspanyolların ana yemeklerinden olan Paella, gerekli tüm malzemelerin bir arada olduğu bir kutuda pişirmeye hazır bir şekilde satılıyor. Rioja alabileceğiniz en güzel kırmızı şaraplardan, markası farklı olsa da Rioja üzümüyle yapılmış tüm şarapların içimi kolaydır. Tüm akdeniz ülkelerinde olduğu gibi İspanya da zeytinyağı, peyniri ve şarabıyla meşhurdur.

Deniz ürünlerini seviyorsanız, Madrid’de mutlu olacaksınız, denize kıyısı olmasa da Madrid’de her zaman taze deniz ürünü yiyebilirsiniz. Neredeyse İspanyol omletini unutacaktım, gideceğiniz her kafede önce Tortilla (ispanyol omleti) gelecektir masanıza. Bol soğan ve bol patatesli omlet çok lezzetlidir, eğer bu tadı arkadaşlarınızla veya ailenizle paylaşmak isterseniz, marketlerde hazır olarak satılmakta, ülkenize geri dönünce sadece ısıtıp afiyetle yiyebilirsiniz.

Prado ve Arte Reina Sofia Müzelerinde Picasso’nun Guernicasını, El Greco’nun ve Velazquez’in ünlü tablolarını görebilirsiniz.

Madrid, 7/24 yaşayan bir şehir sadece pazar günleri öğlene kadar sokaklar boş olur, o günlerde parka gidebilirsiniz ve akşam saatlerinde yine tapas yemeğe gidilir. Madrid’e gittiğinizde şehrin keyfini çıkartın, tüm şehiri yürüyerek gezebilirsiniz, arasıra meydana gelen hırsızlıklar dışında günün her saati güvenli bir şehirdir. Güzel şarap için, güzel tatlar keşfedin ve eve döndüğünüzde sevdiklerinizle paylaşacağınız güzel anılar biriktirin.

Dilara Dağlı – Madrid, İspanya 1 sene yaşadı

Yazıda bahsi geçen ürünleri seyahat edenlerden istemek için Picktup sitesine üye olabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın