Viyana’da neler yapmalı? (2.bölüm)

blog_visuals

Hunderwasser

Hunderwasser

Viyana Harita

Viyana Harita

Manner

Manner

Viyana Katedral

Viyana Katedral

Evet, nerede kalmıştık?.. Madem alışveriş yapmak istiyorsunuz, o zaman MQ’ya yüzünüz dönükken solda kalan büyük cadde Mariahilferstrasse; Viyana’nın en büyük alışveriş caddesi oluyor. Viyana’da AVM bulamazsınız. Ben AVM severim diyorsanız ilk uçakla geri dönün. Var burada bir sürü.Hem alışveriş yapayım hem şehri kendim keşfedeyim diyorsanız Mariahilfer çevresindeki sağlı sollu tüm sokaklara girin çıkın, çok ilginç şeylerle karşılaşabilirsiniz.

Şimdi ilk turistik turunuzu bitirdiğinize göre, diğer turistik yerleri bir çırpıda anlatıp yine sevdiğim yerleri anlatmaya başlayacağım. Her turist gibi bir de saray göreyim derseniz yeşil metro hattı U4 ile Schönbrunn’a gidebilirsiniz. Çok şanslıysanız muhteşem bahçesinde düzenlenen klasik müzik konserlerine bile denk gelebilirsiniz. Çoluk çocuk gittik derseniz hemen yanında hayvanat bahçesi var, kocaman.

2. bölgede dev bir lunapark var. Prater. Prater her sene 1 Mayıs’ta açılır, sonra bütün yaz cümbüş yeri. Şehri tepeden göreyim derseniz, dev dönme dolaba binebilirsiniz Prater’de. Yine o tarihlerde çevredeki bira bahçelerinde oturup bira içebilir, Viyana Schnitzel’i yiyebilirsiniz. Uyarmadan geçmeyeyim, Viyana Schnitzel’i domuzdan yapılır, ben yemem derseniz tavuk olsun diye söylemeyi unutmayın, aman deyim. Gece klüp seviyorum derseniz, Prater Sauna Viyana’nın en büyük gece klüplerinden biri. Viyana’da klübe giderken dikkat etmeniz gereken şey ne olursa olsun beyaz ayakkabı giymemek olabilir. Saatlerce kapıda sıra bekleyip ayakkabınız beyaz olduğu için giremeyebilirsiniz. Şimdi beyaz dedim diye tutup sarı ayakkabı giyip giderseniz de içeri giremezseniz onun da sorumluluğunu almam, adamlar siyah ayakkabı seviyorlar.

Mimariye özel bir ilginiz varsa, 3. bölgedeki Hunderwasserhaus’a mutlaka gidin. Hunderwasser Avusturyalı bir mimar/ressam. Biraz Gaudi’ye benzeyen eserlerini aslında şehrin çeşitli yerlerinde görebilirsiniz, ama 3. bölgedeki müzeyi de gezebilirsiniz. Hunderwasser doğadan ilham almış, her şey rengarenk ve hiçbir yer düz değil. İşin ilginci, müzenin yanındaki yine Hunderwasser tarafından yapılmış binalardan biri sosyal evlerden. Yani devlete başvurup, benim gelirim düşük, bana kira kontrollü evlerden bulun derseniz burada ev çıkma ihtimali var. Artık ona uygun yatağı masayı nasıl bulurlar orasını ben bilmem. Ev yapımı şaraba, otantik köylere bayılırım derseniz, şehrin içinde ama şehrin gürültüsünden uzak Grinzing’de ev yapımı şarabınızı içebilirsiniz. Akordiyon çalan amcayla azıcık sohbet ederseniz Üsküdar’a Gideriken’i bile dinleyebilirsiniz. Gittiğinizde otobüs saatlerine duraktan bakmayı unutmayın, oralarda mahsur kalıp bana sövmeyin.

Eğlenmeyi seven biriyseniz, internet sitelerinden nerede ne parti varmış bakabilirsiniz. falter.at diye bir site var, oradan şehirdeki tüm partileri bulabilirsiniz. Benim en sevdiğim partiler, yine MQ yanında küçücük eski bir tiyatro var (Volkstheater) orada gerçekleşen partiler. Bir bakın bence. Bira içeyim ama adam gibi bira içeyim derseniz, neredeyse her sokakta Brauerei’lar var, kendi biralarını kendileri yapıyorlar. Benim favorim Karlsplatz civarındaki 1516. Bira dediğinizde Viyana’da normal bildiğimiz sarı bira gelir. 1516’nın hem biraları, hem yemekleri güzeldir. Bunun dışında Stephansdom’un önünden dümdüz yürüdüğünüzde biraz ilerde solda bir üçgen meydan var. Burasının ardı Bermudadreieck. Burada Bermudabrau’da yer bulabilirseniz, hem birası hem chicken wingsleri çok güzeldir. O üçgen meydan ve çevresinde dans edecek küçük klüpler de bulabilirsiniz. Eğer onlardan birine giderseniz Tarkan şarkılarından birine denk gelme ihtimaliniz %99,9. Biraz daha aşağıya yürüdüğünüzde Scwedenplatz’dasınız, karşınızda bir akarsu ve köprüler gördünüz, Tuna’ya çıktım sandınız ama hayır. Şehir merkezinden Tuna geçmez, o gördüğünüz Tuna’nın kanalı. Biraz egzantrik bir akşam geçirmek isterseniz ve bahar ya da yazın gitmişseniz Scwedenplazt’dan sağa dönün kanal boyunca yürüyün, Urania binasının önünde plaj var, kumlu mumlu. Kanala giremezsiniz ama şezlonglara oturup bir şeyler içebilirsiniz. Yok ben biraz daha underground bir şeyler isterim derseniz, Scwedenplatz’dan sola doğru dönüp kanal boyunca dümdüz gidince kanala inen merdivenlerden inerek Flex’e varabilirsiniz. Bodyguard’ların Türk olma ihtimali yüksek, buraya beyaz ayakkabıyla girebilirsiniz. Etrafınıza sorun soruşturun Gürtel’de öğrencilerin gittiği barlar, minik klüpler filan var. Yok ne minik klübü adam gibi klübe gönder bizi derseniz Volksgarten benim en sevdiğimdi, Ring üzerinde.

Ben park bahçe severim derseniz, benim ilk tercihitm tam Nationalbibliothek’in arkasında kalan Burggarten. Burada gerçekten bikiniyle güneşlenebilir, sağdan soldan bira alıp içebilirsiniz. Hatta saat 5’ten sonra sırt çantasıyla bira satan insanlar da görebilirsiniz. Alınız, içiniz. Birayı içtik de tuvalete nerede gideceğiz derseniz tam karşınızdaki çok sevimli cafenin adı Palmenhaus. Oraya hiçbir şey yokmuş gibi girip tuvaletini kullanabilirsiniz. Girince hemen karşınıza gelen merdivenlerden aşağı… İçi de çok güzeldir, “ay bi gün de buraya gelelim” demeniz çok muhtemel. Hatta hemen yanında da egzotik kelebek serası gibi bir şey var, orada da yağmur ormanı gibi gezip instagram fotoğarfları çekebilirsiniz. Biraz daha uzakta tramvayla gidebileceğiniz Türkenschanzpark var ki orada bira nereden alınır tuvalet nereye yapılır ben bilmem ama daha büyük bir park olduğu kesin.

Yemek marketlerini severseniz ister metroyla ister yürüyerek gidebileceğiniz Naschmarkt çok renklidir, neredeyse tüm tezgah sahipleri Türk. Biraz ilerisinde cafeler de başlıyor, Deli bence en güzeli. Cumartesi sabahı Naschmarkt’a gelirseniz, ama sabahın köründe, biraz ilerisinde bit pazarını gezebilirsiniz. Yine egzantrik bir Viyana binasında oturayım bir şeyler içeyim derseniz, Naschmarkt’ın yanında Savoy var, ben çok severim.

Yerel lezzetlere gelince Schnitzel yemeden Viyana’dan döneni sınırdan geçirmiyor olabilirler. Schnitzel’in de en güzel hali Figlmüller, Stephansplatz’dan Scwedenplatz’a doğru yürüken. Kapıda deli gibi sırayı görünce korkmayın, sıra hemen size gelir, Sultanahmet Köftecisi gibi düşünün. Schnitzel’in yanında Erdaepfel-Vogerl Salat diye bir patates salatası var, onu da mutlaka isteyin. Semizotlu patates salatası kendisi, peki içindeki bu değişik tat ne derseniz, kabak çekirdeği yağı. 1 Schnitzel 2 kişiye yetebilir bu arada, uyarmadı olmasın. Hem annemi hem babamı ben köyümü özledim derseniz adım başı dönerci. Yalnız bir yoğurlu sos var, cacığa benziyor. Ben onu mutlaka dönerinize koydurmanızı tavsiye ederim, çok tuzlu olabilir yoksa. Aynı zamanda yine sokak sosisçileri efsanedir. Albertina müzesinin önündekini çok tavsiye ederim. Benim favorim, Keasekrenier hotdog. Elinize alır almaz ısırmayın, hem sıcak hem de sosisin içinde peynir var, damağınıza yapışırsa hayattan soğursunuz, demedi demeyin.

Operaya gitmeden dönmeyelim derseniz, opera binasının önünde Mozart kılığında adamlar bilet satar. Şimdi o adamlar büyük opera binası içindeki operalara bilet satmıyor, onu bilin, ama Viyana’da her sokakta minik minik operalar var zaten şehir merkezinde. Pazarlık edin, tam olarak nereye bilet aldığınızı mutlaka sorun. Resim severseniz, operanın arkasındaki Albertina müzesinde impressionistlerin en güzel eserlerini ve geçici sergileri görebilirsiniz. Naschmarkt’a yakın olan Sezession’da Egon Schieler’ler filan…(üzerinde kocaman altından top olan bina, kaçırmanız imkansız.) Yine MQ’daki Leopold ve Kunsthalle müzelerinde Egon Schiele, Gustav Klimt ve modern sanat eserlerini görebilirsiniz. Kapıda sorun, herkes İngilizce konuşur.

Peki Viyana’dan ne alınır gelinir? Özel kutusunda Sachertorte alabilirsiniz Sacher Oteli’nden. Bizim bildiğimiz 9 Kat’ın orijinali Manner, Avusturyalı’dır, kendi dükkanı bile var. Mozartkugel çikolatalar her yerde satılır ama ben olsam Billa ya da Spar gibi normal bir marketten alırdım. Havaalanından bile daha ucuza alabilirsiniz marketlerden. Viyana şehrinin kendi birası Ottakringer, yine marketlerden satın alabilirsiniz. Bunun dışında üzerinde Gustav Klimt baskılı alabileceğiniz her hediye, sizi hem entel gösterecek hem de herkes aaa Viyana’ya mı gittin diyecek =) Benim annem bir de elma siparişi veriyordu ama ona ailecek bir anlam veremiyorduk, o yüzden her ne kadar elmaları çok lezzetli olsa da almazsınız herhalde. Kız arkadaşınızı ekip, erkek erkeğe gittiyseniz kız arkadaşınız yaşadı! Swarovski bir Avusturya markası olduğu için her yerde dev Swarovski mağazaları var. Kızcağıza hediye getirmeden gelmeyin lütfen. Ve tabii ki hediye dükkanlarından Mozart, Riesenrad (dönmedolap), Stephansdom manzaralı her şeyi alabilirsiniz. Benim favorim No Kangaroos in Austria t-shirtleri, çantaları. MQ’nun içindeki museum shop’tan tasarım ürünleri de bulabilirsiniz bu arada.

Hangi mevsimde giderseniz gidin ne olur ne olmaz diye şemsiyenizi ve boğazlı kazağınızı yanınıza almayı unutmayın! Haydi iyi eğlenceler =)

-Deniz Erkmen-

Yazıda bahsi geçen ürünleri seyahat edenlerden istemek için Picktup sitesine üye olabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın